Yogaya Nasıl Başladım?

Herkes kendi gemisinin kaptanı; dümen sizde, karaya mı oturacaksınız yoksa dümeni kullanıp denizleri mi aşacaksınız?

Hayatta hepimizin yaşadığı dönüm noktaları vardır ve bu dönüm noktalarından pekte kolay dönemeyiz. Zorlanırız ve tamda bu zorlandığımız anda yenilikler geliverir aklımıza. Çok sıkıldığınız/sıkıştığınız bir anda gelir ve onu ortaya koymak için yani dönüşmesi için de çaba ve süreç gerekir.

Hayatımda bir dönem kendimi çok sıkışmış ve sorunlarla başa çıkamayacak güçte hissettiğim bir zamandaydım. Benim için anormal olan süreci yönetemediğim için de zihnimi sakinleştiremiyor ve gelebilecek herhangi bir desteğin de yaşananı değiştirme gücünün olmadığına inanıyordum.

Belki her şeyin anlamsızlaştığı bir anda alay eder gibi bu durumu en azından kendimde nasıl hafifletebilirim ve nasıl düşüncelerimden anlık da olsa kurtulabilirim diye düşünürken internetten birkaç araştırma yapmaya başladım ve meditasyon kelimesi ile karşılaştım; belki daha önceden de duymuş ama pek ilgimi çekmediğinden o zamana kadar ne olduğu ya da ne işe yaradığını merak etmemiştim bile. Fakat o gün bu kelime benim için anlamlanmıştı, çünkü DENEDİM ve o an bir hazine bulmuşum gibi beni ümitlendirmişti. Biliyorsunuz umutsuz yaşanmıyor, kapıdan sızan ışığı fark etmiştim artık, bırakır mıyım… Geriye bana bir şans gibi gelen kapıdan içeri girmek kalıyordu. Denedim evet ama yetmedi ve sabırsızca araştırmaya devam ederken bir baktım yoga diye bir şey de var  ve işte bu da içinde olduğum süreçte elimden hiçbir şey gelmiyorken var olan enerjimi atma yöntemi olabilir diye düşündüm. O anı (ümitlenmişken) yakalamışken, göz yaşlarımı silmeden ve yaşadığım yoğun duyguyu reddetmeden ve aslında tam olarak da ne yaptığımı bilmediğim bir akışı olduğum yerde hazırlıksız yaşadım.

Ertesi günlerde beni bir an olsun farklı bir frekansa sokan bu ilginç işi araştırmaya başladım. Bir baktım bambaşka bir dünya var, çok fazla kaynak ve yöntem ve hatta bunun için yoga merkezleri… Gözümde bir mabette huzur bulacağım yerlerin olduğu canlanmıştı bile. Ama bu işe hemen atlamak istemedim öncesinde olduğum andaki hissiyatımı dinleyerek internetteki videolarla – yeni başlayanlara yönelik bir seri ile başladım. İzlediğim videolardaki anlatımı tek ve kesin saymamakla birlikte ne alabildiğime baktım ve her ne olursa olsun bana hem düşünsel hem de bedensel yararı vardı ve olacaktı. Aynı dersi tekrar tekrar yaptım.

Bu süreç üzerinden çok değil belki birkaç ay sonra tesadüfen bir arkadaşımdan Dünya yoga günü olduğunu ve bir yoga stüdyosunda ücretsiz bir vinyasa akışı olduğunu öğrendim. Buraya giderken henüz bir yoga merkezine kayıt olmak için çok erken olduğunu düşünüyor ve kendi kendime kesinlikle kayıt olmayacağım diyordum. Fakat oradan 3 aylık kaydımı yaptırarak ayrıldım, çünkü hissim kapıdan adım atar atmaz değişmişti. Buradaki değişimin bir çok nedeni var ve gözlemlerim sonrasında bu verdiğim kararın en doğrusu olduğunu söyleyebilirim. Ve buradan hemen sonra ilk iş kendime uzun soluklu kullanabileceğim bir mat almak oldu. Tabi bir yandan hemen sıkılmamayı ve bu işten vazgeçmemeyi de umuyordum.

İlk başta bir fitness salonuna gider gibi hafta da 3 ya da 4 gün yeterli olur diye düşünürken haftanın her günü gittiğim bir yoga stüdyom olmuştu. Her gittiğimde iyi ki dedim. Çünkü öğreniyordum ve gelişiyordum(her anlamda).
3 aylık eğitim sonrası evde kendi alanımı oluşturma fırsatım oldu. 2 yıl da evde kendimle cebelleştim. Gerek bilişsel gerek bedensel , belki her gün belki ihtiyacım olduğunda yaptım ama pratiğimi hiç bırakmadım. Sadece çok büyük sıkıntı gibi gözüken anların yanı sıra gün içerisinde bile farkındalıkla yaşayabiliyor olmanın, yeri geldiğinde nefesimi kullanmayı bilmenin faydalarını büyük ölçüde gördüm, görüyorum.

Şimdi ise covid19 nedeniyle tüm dünyanın eşitlendiği zamanlarda evde online yoga eğitmenlik dersi alıyorum ve hala yeni pozları yeni meditasyon metotlarını denerken çok heyecanlanıyorum ve olmama ihtimalinin olduğunu bildiğim halde denemeyi bırakmıyorum. İmkansızın imkansız olmadığını kendime kanıtladıkça ve cesaretimi yine kontrollü bir şekilde kullandıktan sonra beni bir adım öteye taşıması için izin veriyorum ve bunu yapabilme gücünde olduğum için ve bu yolda devam edebildiğim için her seferinde teşekkür ediyorum. Denedikçe, pratik ettikçe ve vazgeçmedikçe bir gün oluyor biliyorum ve bu bilinçle adım atıyorum. Ve en önemlisi kaygısızca anları (zamanda olanı)yaşıyorum ve kendimi izliyorum; o poza girerken ki heyecanımı, korkumu, verdiğim tepkileri ölçüyorum. Ve hayatta günlük herhangi bir sorun ya da problemle karşılaştığımda benzer duyumsamaları hatırlıyorum. Ve onlara arkadaşça yaklaşarak kendimi rahatça adapte etmem gereken noktayı buluyorum.

Bu alanı kendimize açmanın çok kıymetli olduğunu düşünerek size ilham olmasını diliyorum.

Pratiklerin görünen yüzü(paylaşımlar) yalnızca buz dağının görünen kısmıdır, derinlerinde daha büyük bir alan mevcut ki o alan yalnızca pratikteki kişiye özeldir.

Huzurlu bir yaşam için kendime doğru yerde ve doğru şekilde müdahale ettiğim için yine kendime teşekkür ederim. İyi ki varım, iyi ki bu hayattayım ve bugüne kadar hayatıma girenler çıkanlar, girip de çıkmayanlar sizlerde iyi ki varsınız.
Kendinize inanın ve hayatta akın akıp gideni durdurmayın, bırakın ve bu akışta hareketin kendisi olduğunuzu unutmayın.
Hak edene hakkettiğini vermekten çekinmediğiniz güzel günleriniz olsun.

Sevgilerimle,

Esra Kıtay