Mindful Yoga

Eğitimini değerli hocam Zeynep Aksoy’dan aldığım Mindfulness, bir tavırdır; açık, yargısız ve arkadaşça bir yaklaşım sergilemeyi önerir. Mindfulness meditasyonu 5 aşamadan oluşur ve kasıtlı olarak nefesi yönlendirme ile yapılan bir çalışmadır.

Jon Kabat-Zinn

(5 Haziran 1944) Massachusetts Universitesi Tıp Fakültesi’nde Tıp, Sağlık ve Toplum Farkındalık Merkezi’nin ve Stres Azaltma Kliniğinin yaratıcısı olan Amerikalı Tıp profesörüdür. Kabat-Zinn, Philip Kapleau, Thich Nhat Hanh ve Seung Sahn gibi Zen Budist öğretmenlerinin öğrencisi ve Cambridge Zen Center’ın kurucu üyesidir. Yoga uygulaması ve Budist öğretmenlerle yaptığı çalışmalar sayesinde öğretilerini bilimsel bulgularla bütünleştirmiştir. Öğrettiği farkındalık programı stres, endişe, ağrı ve hastalıklarla başa çıkmada etkili bir yaklaşımdır. Kabat-Zinn’in yarattığı bu program (Farkındalığa Dayalı Stres Azaltma Programı-MBSR) tıp merkezleri, hastaneler ve sağlık bakım kuruluşları tarafından da kullanılmaktadır.

Peter Levine

Travma konusunda uzmanlaşmış çağdaş bir psikolog ve Kaplanı Uyandırmak & Travmayı İyileştirmek kitabının yazarıdır. Birçok farklı disiplinden beslenerek ortaya çıkardığı Somatik Deneyim Terapisi vücudun duyumlarına ve tepkilerini anlamaya ve bunları dönüştürmeye yöneliktir.

Travma Terapi nedir ve yoga bu konuda nasıl işe yarar?

‘’Amacımız mutluluğumuzu, sağlığımızı ve ruhumuzu geri kazanmaktır. Bunun da çözümü zihne olan aşırı bağımlılığımızdan kurtulmaktır.’’ Descartes’ın hatası insanın varlığını açıklamadaki tek yönlü bakış açısıdır, ‘’düşünüyorum o halde varım’’ (Cogito, Ergo Sum). Daha bütünleştirici bir bakış açısı ise şöyledir; ‘’ …zihinle birlikte bedenin bilgeliğini araştırdıkça ve keşfettikçe insan bir bütün olarak çalışabilir.’’ – Peter Levine

Joseph E. LeDoux

LeDoux’un araştırmasında, ‘’…bir yılan gibi bir şey gördüğünüzde onun hakkında düşünmeden hemen tepki gösteririz. Bu dış dünyadan gelen gerçek bir tehdittir. İnsanlar kendilerini tehlikelere karşı korumak adına imajlar için olağanüstü bir kapasite geliştirdiler. Gelecek hafta, gelecek yıl neler olabileceğine dair bir imaj’’. Tehlike algısında olan insanın beynindeki ‘’amigdala’’ (kaç-savaş dürtüsünü aktive eden bölüm) bir kaplan görmüş gibi yanar. Kimse hayal gücünden uzaklaşacak kadar hızlı koşamaz. Amigdala gerçek tehlike ile hayali tehlikenin ayırımını yapamadığı için insanın şehirde, iş yerinde, ailesinde korktuğu bir durum beyinde doğada vahşi bir kaplandan kaçması kadar travmatik bir deneyim olarak algılanıyor. Yanlış basılacak bir adım, yanlış verilecek bir karar sonumuz olabilir duygusu uyandırıyor. Ceylanlara bakarsanız, aslandan kaçtıktan sonra, vücutlarında seğirmelerin olduğunu gözlemlersiniz. Bu sayede amigdalaları normale dönmeye başlar. Dövüşürler ya da ihtiyaç duyduklarında savaşırlar. Tehlike ortadan kalktığında tekrar güvende olma hissi geri gelir. Fakat insanların hayal güçleri sayesinde olası tehditleri düşündükleri için amigdala bölgesi eski haline dönemiyor.

Carl Rogers

( 8 Ocak 1902 – 4 Şubat 1987) Amerikalı psikolog ve psikolojiye hümanistik (danışanın-bireyin merkezde olduğu) yaklaşımın kurucularındandır. Rogers, psikoterapi araştırmalarının kurucu babalarından biri olarak kabul edilir. Rogers’ın danışan-birey merkezli yaklaşımında üç temel nokta vardır. Bunları danışanın duygularının, düşüncelerinin ve sanrılarının terapist tarafından üstten bakmadan kabulü, danışana koşulsuz pozitif geri bildirim vererek ona alan açılması ve hoşgörülü bir anlayışla yaklaşılmasıdır. Bu yaklaşım psikoterapi-danışmanlık , eğitim ve grup terapileri gibi çeşitli alanlarda geniş uygulama alanı bulmuştur.  Psikoloji profesörü Steven J. Haggbloom ve meslektaşları alıntılar ve tanınma gibi altı kriter kullandıkları bir çalışmada Rogers’ın terapistler arasında en seçkin altıncı terapist, klinisyenler arasında ise Sigmund Freud’tan sonra en seçkin ikinci klinisyen olduğunu açıklamışlardır.

Sarah Lazar

Depresyondaki insanlar kendilerine karşı çok acımasız davranırlar. Merhamet hissetmek gerçekten önemlidir.

Toronto’da bilişsel önyargıların duygusal tepkileri etkileyerek insanın mutluluğunu nasıl etkilediği üzerine çalışan psikolog Norman Farb, 8 haftalık Mindfulness araştırmasının sonucunda daha önce hiç Mindfulness uygulaması yapmayan insanların beden duyumlarına odaklanabildiklerini ve aynı zamanda beyinlerinde analiz yapma kısımları ateşlenerek kendi eylemleri hakkında düşünmeye başladıklarını gözlemledi. Mindfulness ile kavramsal olarak bir şeylere üzülmeden bedene odaklanmayı öğreniriz. 8 haftalık deney sonunda, insanlar bir duyguya sahip olma halinin ham bedensel deneyimine odaklanabilme yetisini kazandılar. Bu deneyde belirtilmesi gereken önemli bir nokta ise beynin bu bölümünün yargılayarak düşünen ve kişisel örüntümüz üzerine hikaye anlatan bölümlerinden ayrı olduğudur. Laboratuvar deneyleri, yargılamadan ve analiz etmeden deneyimlemeyi öğrenmenin önemli olduğunu göstermektedir. Yeme bozuklukları, depresyon ve kronik stres hallerinde yargılama ve aşırı düşünme hali sıkça gözlenen bir durumdur.

Mark Williams

Oxford Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nde Klinik Psikoloji ve Fahri Kıdemli Araştırma Görevlisi Emeritus Profesörüdür.

Araştırmaları psikolojik modeller, depresyon ve intihar davranışlarının tedavisi ile ilgilidir. Depresyonda intihar davranışı riskini artıran süreçleri anlamaya yardımcı olmak için deneysel bilişsel psikoloji- özellikle otobiyografik belleğin özgüllüğü üzerine araştırmaları- kullanır. Meslektaşları John D. Teasdale (Cambridge) ve Zindel Segal (Toronto) ile birlikte depresyonda nüks (tekrarın) ve nüksün önlenmesi için Farkındalık Temelli Bilişsel Terapiyi (MBCT) geliştirdi ve MBCT’nin nüksü önemli ölçüde azalttığını keşfetti.

Mindfulness, seküler bir uygulama olarak sahneye çıktığında ‘’fMRI’’ (fonksiyonel EMAR) teknolojisi de gelişmeye başladı. Bu sayede fMRI yardımıyla beyinde gerçek zamanlı olarak meydana gelen değişikliklere bakılabilmeye başlandı. Sarah Lazar’ın araştırması bu teknolojiye dayanmaktadır. Meditasyon ile beyindeki yapısal farklılıkları gösterir. Bu yapısal farklılığı şu şekilde açıklayabiliriz; piyano çalmayı öğrenmeye başlayan bir insanın beyninde 3

yapısal bir farklılık oluşmaya başlar ve bu yapısal farklılık optimum seviyeye gelmeye başladığında kişi piyano çalabilir. Sarah Lazar’ın araştırması aynı zamanda dikkati nefese odaklamanın da beyni değiştirdiğini göstermektedir.

Yenilenmeye ne dersin?

Mindfulness yaşamınızın her alanından ve her anında size destek olabilecek bir çalışma.

Özel Ders için