Öğrenci Olmak

Sisteme uyum konusunda pek başarılı olamasam da sonunda nasıl yöneteceğimi öğrendim ve ömür boyu öğrenci olmayı seçtim.

**

Okul yıllarımda aykırı bir tip değildim. Hatta derslere geç kalmak dışında sıradan bir öğrenciydim de diyebiliriz fakat buna rağmen okulun sıkı kuralları vardı ve bana fazla geliyordu. Örnek olarak etek boyumuzdan bahsedecek olursak; kural, dizin 4 parmak altında olması. Benim aklım eteği kısaltmaya yeltenmiyorsa da o eteğin evrim geçirdiği bir gerçek:) Burada klasik siyah ayakkabı yerine converse giyen öğrencinin ayakkabı iplerini alan müdire ve onun ‘renkli çorapları’ kesen yaverine karşı açılan bir savaş vardı.

Neyse bu yıllar tabi en tehlikeli zamanlardı, ergenlik döneminde meraklı bir çok arkadaşım gibi bir takım alışkanlıklar edinmeye başlamıştım. Hatta bu alışkanlıkları kullanmak keşke okulda da serbest olabilseydi. Birkaç girişim sonucu hüsran ile bittiğinden, sistemin acımasızlığını kabul edip iki örgülü saçımızla kaderimize boyun eğmiştik. Ama keşke olsundu.

Fakat yaşasın disiplinler ve insanı haddini aşmadan yola getiren bazı(bağzı) kurallar diyorum. Bunu ilk kez bu yıl söyleyebildim. Çünkü hep bir uyumsuzluk ve isyeeeaaannn modunda geziniyordum.

Lisede stajımızın başlamasıyla iş ve okul hayatını birlikte götürme çalışmaları da başladı. Çünkü çalışmayı daha çok sevmiştim hatta okulu hobi olarak yaptığım 2. bir iş olarak görüyordum. İyi arkadaşlarımın tuttuğu notlara çalışarak öyle ya da böyle aksatmadan üniversiteyi bitirdim. Bu süreç sonunda yoğun bir tempoyu geride bırakmıştım ve diplomayı elime aldığımda derin bir oh çektim. İşte bitti, rahatlayabilirim dedim.

Geriye yapmam gereken tek bir şey kalmıştı. Tek bir sınav var onu geçmem gerekiyor. Alt yapı var biraz üzerine çalışsam yapabileceğim ama ben olan bilgiyle de geçerim yaaa diyerek tamamen keyfi sınavlara gidiyorum geliyorum. Bu git geller de 4 yıl kayıp. Bu arada sınav yılda 1 kez  oluyor 4 kez deneme sonucu olmayacağını anlamam aslında o kadar kötü değil de hiç çalışmadan kendime güvenmem de gereksiz olmuş. İşte tam olarak bu tecrübeye sahip olduğum için teşekkürler. En son girdiğim sınavdan çıktığımda içimden umarım geçememişimdir dedim. Tabi bir yandan deli gibi geçmiş olmak istiyorum ama kendimden hala emin olamadığım için ve konu hakkında uzmanlaşmak için bir nedenim olur diye de boşver geçmeyeyim modundaydım.

Ki geçemedim de zaten; hayatım boyunca en çok bildiğimi sandığım şeylerden en büyük dersleri çıkarmışımdır. Örnek; üniversitenin ilk dersi hoca mitolojiyi bilen var mı diye sorunca kalkıp Arza Erhat’ın Mitoloji sözlüğü kitabında aldığım bütün bilgileri saymışım hocadan aldığım aferini de sen bu dersi geçtin kızım diye algılayıp 4 yıl boyunca aynı dersten kalmıştım. Az kalsın mezun olamıyordum ki neyse hocanın verdiği ders kitabını ezberleyerek işi çözdük. Bu da hafife alma konusunda aynı hesap, neyse asıl konuya gelecek olursak 8 yıl çift taraflı tempo sonrası şu laylaylom sınavları ve stresleri saymazsak 5 yıl tatil yapmışım.

En sonuncu sınav da olumsuz olunca oturup ders çalışmak mecburi hale geldi. Bunu tek başıma gerçekleştiremeyeceğimi bildiğimden ve aldığım referanslar sayesinde Akın Dil‘e yazıldım. Çok tereddütlüydüm acaba beni geliştirecek ve bana iyi gelecek yer burası mı? Diye düşünürken ilk ders doğru zamanda doğru yerde olduğumu anladım. Tekrar öğrenci olmak geçmişteki hislere bir yolculuk gibiydi, hem de bu sefer etrafımda ki insanlarla da hemen hemen eşitiz; hem çalışan ve hem de bir amaç uğruna iş sonrası derse gelen benim gibi tipler. Yani bir farkımız yoktu ve böyle bir ortamda olduğum için de çok mutluydum. Hiçbir dersi kaçırmadım hatta ders sonrası da bir kafede ders çalışmaya devam ediyordum.

Şimdi gelelim lise yıllarında içimde yogun isyan modunu çalıştıran kurallara bugün nasıl hak verdiğime: Artık yetişkinim ve kararlarımı verirken daha dikkatli davranıyorum ya; bir gün derse gideceğim, sağolsun arkadaşlarım ders öncesi bira içmeye davet etti. Neyse bu keyiften mahrum kaldım ama iyi ki kalmışım öyle olmasa müthiş bir gözlemi kaçıracaktım, şöyle ki; asi ruhum onlarınki gibi  devreye kesinlikle girerdi ve keyifle içkimi içebilirdim hatta o rahatlıkla kalan içkimi de yanıma alabilirdim fakat eminim ki dersten istediğim performansı alamazdım hatta yanımdaki arkadaşıma alkol kokar ve belki sınıftan tepki alırdım. O anki ciklet, su ile ve herkesten uzak oturarak durumu toparlamaya çalışma çabam da bana eziyet olurdu. Bu herhangi birinin pek yaşamak istemeyeceği bir durum olur sanırım. Etrafındakileri farkında olmadan rahatsız etmek. İşte tam da burada lise kuralları geldi aklıma, o aykırılığın aslında toplu ortamlarda pek sevecen karşılanmadığını anladım. Başkalarını ne denli rahatsız edeceğini ve kesinlikle benim de onu rahatsız ettiğim için bir o kadar rahatsız olacağımı anladım ve şuan eminim ki bunu bilinçli yapmak düpedüz bencillik demek.

Okulda zorunlu olan ve benim sevmediğim başka neler vardı bağdaşan diye düşündüğümde; mesela saçlar kitabın önüne düştüğünde saç mı düzelteceksin yoksa kitapta yazanı mı okuyacaksın? Benim onu düzelteceğim diye odağımın bozulduğu çok olduğundan artık toplamayı tercih ediyordum. Öğrenci kişinin -sınava da hazırlanıyor ise malum randımanlı geçiyor- maalesef pek oje sürmeye de vakti kalmıyor ki ben oje sürmeyi çok sevdiğim halde ilk dershane zamanlarımda sadece hafta sonu oje tazeleyebiliyordum sonlara doğru ojeye falan zaman bile yoktu. Bir de derse erken gitme durumu var tabi benim için imkansız olan işte onun da ne kadar önemli ve değerli olduğunu anladığım bir süreç oldu. Çünkü her ne kadar işten tam zamanında çıksam da vapur saatleri ders saatlerime uymadığından mecburi 15 dk gecikiyordum ve derse bir an önce adapte olmak istesem de vücudun soğuması ve doğru sayfanın açılması ve anlama sürecine geçmek zaman alıyordu. Ders saatin de değil hatta minimum 15 dk önce gitmem gerektiğini geçte olsa anlamış oldum. Bu sadece ders için değil hayatta da böyle olduğundan o gün benim için bir devrimin kapılarının açıldığı gün olmuştur. Zamanında uygulamaktan nefret ettiğim kuralları -abartısız halini tabii- şimdiki bilinç ile onaylıyorum.

Tekrar öğrenci olmak bana bir ömür öğrenci kalmayı öğretmişti. Bunu görmeme sebep olan herkese ve her şeye teşekkürler.

Sevgilerimle,

Esra Kıtay